Perşembe , Ocak 20 2022

Joseph Pilates’in Hiç Bir Yerde Bulamayacağınız Hayat Hikayesi

Pilates, denilince çoğunuzun aklına pilates topları geliyor. Fitness salonlarında gördüğünüz pilates topundan, salonda kullanılan her aletin ayrı bir hikayesi ve kuruluş amacı vardır. Salonlarda kullandığınız aletlerin ve egzersiz programlarının fikir babası, mucidi Almanyalı Pilates adında biridir.
 
Çocukluk yıllarında raşitizm, astım ve romatik ateş hastalığından müzdarip birinin, azimle nasıl hem kendini kurtardığını ve diğer insanlara faydalı olduğunu Pilates’in hayat hikâyesinde bulabilirsiniz.


 
Hastalıklarla Geçen Çocukluk Dönemi

Pilates’in tam adı Joseph Hubertus Pilates’tir. 9 Aralık 1883’te Almanyanın Düsseldorf yakınlarındaki Mönchengladbach kasabasında doğdu. Babası Heinrich Friedrich Pilates, metal işçisi ve  ödülli bir jimnastikçi, annesi de natüropat (fiziksel metodla tedavi)’tır. Pilates, uzun zamandır beklenen bir çocuktu ve doğumu kriz dönemine denk gelmişti. Doğduğundan beri raşitizm, astım ve romatik ateş hastalıklarıyla mücadele veriyordu. Onun bu durumu arkadaş edinmesini zorlaştırıyor ve bazı zamanlar da alay konusu olmasına yol açıyordu.
 
Babasının jimnastikçi olması, annesinin de fiziksel metodla tedavi yöntemi uygulaması, aslında Pilates için bir şanstı. Anne ve babası, oğullarının doğal yoldan iyileşmesi ve sağlıklı gelişmesi için onu jimnastiğe yönlendirdiler. Bu doğrultuda Pilates, fiziksel çalışmalara başlamıştır.
 
Düzenli fiziksel ve jimnastik çalışmaları etkisini göstermeye başlamış, Pilates 14 yaşına geldiğinde sağlıklı ve fizikli biri olmuştur. Öyle ki resimli anatomi posterlerinde manken olarak boy göstermeye başlamıştır. Plates fiziksel çalışmalarla kendini sınırlandırmamış, çok iyi bir atlet olmasının yanı sıra boks, dalış, jimnastik ve kayak dallarında da kendini geliştirmiştir.


 
I. Dünya Savaşı’nda Sürgün Yılları

Pilates, 1912’de İngiltere’ye yerleşmiş. Aslen bir jimnastikçi ve vücut geliştiricisi olmasına rağmen burada polis okullarında ve Scotland Yard’da profesyonel bir boksör ve kendini savunma eğiticisi olarak görev almış. Bunlarla da yetinmemiş aynı zamanda sirklerde sirk göstericisi olarak görev yapmış. Fakat 1914’te I. Dünya Savaşı, çıkması onun şansızlığına olmuş. Çünkü Alman vatandaşı olduğu için İngilizler tarafından düşman ülke vatandaşı olarak kabul edilmiş.
 
Pilates ilk olarak Lancaster Kalesi’nde tutulmuş. Pilates burada modern pilatesin temellerini atmış. Sadece yer minderleriyle yapılabilecek egzersiz hareketleri geliştirmiş. Plaster bir süre sonra Man Adası’ndaki Knockaloe’daki toplam kampına sürgüne gönderilmiş.
 
Man Adasında Contrology Tekniğini Geliştiriyor

Pilates, sürgün yıllarında toplama kampında hasta bakıcı olarak görev yapmış. Bu dönem boyunca Contrology olarak adlandırdığı zihinsel kaslar üzerindeki kullanımı felsefesi üzerinde durdu. Man Adası’nda boş durmamış, kamp arkadaşlarına fitness, güreş ve savunma eğitimleri vermiştir. Bununla da yetinmemiş kamptaki sakat ve hasta kişilere de yardımcı olmuştur. Özellikle yatalak hastaların egzersiz çalışmaları için makara, yay ve kayışlar kullanarak, yataklarında çalışmalarını sağlamıştır. Egzersiz çalışmaları olarak uyarlanan bu yataklar günümüzdeki reformer ve cadillac pilates ekipmanlarının ilk halleridir.
 
1918 yılında İspanyol grip salgını dünyayı kasıp kavururken, Pilates ve çalıştırdığı arkadaşlarına hiçbir şey olmamıştır. Milyonlarca insan bu hastalıktan ölürken, Pilates ve arkadaşları nezle dahi olmamışlardır. Böylece Pilates’in metodu dünya çapında ünlenmesinin yolu açılmış oluyor.


 
Yatalak Hastaları İçin Cadillac Yöntemi

Toplama kampında 30 hasta bulunuyordu ve bu hastalar  ile her gün çalışmak zordu. Bunun için Pilates, Lancaster Kalesinde geliştirdiği Contrology tekniğini, burada yatalak hastalar üzerinde uygulamak için hem yönetimden hem de hastalardan izin alıyor. Tahtalar, metaller, borular, değişebilir kayışlar, makaralar ve yaylarla orta çağ görünümlü bir yatak ortaya çıkardı. Tasarladığı yatağa da cadillac adını verdi.
 
Yatalak veya yatmak zorunda kalan hastalar, bu yataklar sayesinde kendi kendini mobilize etme, kaslarını kuvvetlendirme ve fiziksel uygunluk düzeyini koruyabilme imkanı buldular. Aynı zamanda hastaların yaralı dokuları da ilerlemeyip, stabil kalması da sağlanmış.

Birinci Dünya Savaşının sona ermesinden sonra İngiliz askeri hastanesinde çalışmaya devam etti. İngiliz askerlerinin ve savaş esirlerinin yaralarıyla ilgilendi. Yaralı askerlerin rehabilitasyonu ve fizik tedavisi için reformen pilatesin ilk örneği olan yatakları geliştirdi. Yataklara kasnaklar monte etti, kayışlar geçirdi ve yaylarla donattı.
 
Pilates Almanya’ya Geri Dönüyor

Pilates, I. Dünya Savaşı’nın bitmesi üzerine ülkesi Almanya’ya dönmüş. Burada ünlü dans ve egzersiz hocalarıyla işbirliği yapmıştır. Özellikle dans ve fiziksel egzersiz alanında usta olan Rudolf Laban’la çalışarak, ondan çok şeyler öğrenmiştir. Ülkesinde yeni metotlar geliştirmiş ve gittikçe ünlü biri olmuştur. Ekipmanlarına reformer, chair, ladder barrel, wunda, spine corrector  vb. ekipmanları ekleyerek portföyünü daha geliştirdi. Bu ekipmanlarla ders verdiği kişileri destekledi.
 
Pilates, sadece özel dersler ve eğitimler vermemiş, bunların yanı sıra  Hamburg’ta da polislere eğitim vermiş. Birinci Dünya Savaşında ağır yaralanmış, çeşitli organlarını kaybetmiş veya organları işlevlerini kaybetmek üzere olan askerleri çalıştırmaya başlamış.


 
Alman Ordusunun Baskısıyla Almanya’yı Terk etmeye Karar Veriyor

Pilates Hamburg polise ve Alman ordusuyla işbirliği yaparak egzersiz sistemini uygulamaya devam etmiş. Fakat ordudan gelen baskının artması, siyasi iklimin değişmesi, Pilates’in yeni kararlar almasına yol açmış. Bu baskı ve yeni düzenin tüm metodojik çalışmalarını tehlikeye atabileceği düşüncesiyle 1925 yılında Amerika’ya göç etmeye karar veriyor.
 
Pilates’in NewYork Hayatı

Kendine güvenen ve yeni bir hayat isteyen Pilates Amerika’ya gitmek için gemiye biniyor. Gemide gelecekte eşi ve iş ortağı olacak hemşire Clara ile karşılaşıyor. Clara ve Pilates, NewYork’ta evlenerek, bir apartman dairesinde stüdyo kuruyorlar.
 
Ünlü bale ve spor salonlarının olduğu Manhattan’da bir bale okulunun yanındaki binada ilk stüdyolarını açıyorlar. Plates’in programları dansçılar ve ağır antrenman programı olan boksörler tarafından büyük ilgi görüyor ve çok popüler hale geliyor.  


 
Eli Sopalı Hoca

Joseph ve Clara Pilates kısa sürede New York’ta adlarını duyurdular. Yerel dans ve sahne sanatları topluluğundaki dansçılara eğitim vermeye başladılar. 1923’te Martha Graham,1933’de yılında Amerikan bale ve modern neoklasik dans sanatının kurucusu büyük George Balanchine, koreograf Jerome Robbins gibi tanınmış dansçılara ders verdiler. Özellikle dansçıların pilatesi tercih etmesinin sebebi, vücutlarını daha esnek, güçlü ve dayanıklı hale getirmesiydi.
 
Pilates dersler ve eğitimler konusunda çok disiplinliydi. Öyle ki, yanlış yapanları elindeki sopayla vurarak düzeltiyordu. İlk üyeler erkekler olmuştur. Fakat balerinlerin de, Manhattan 8. caddedeki Pilates stüdyosuna gittiklerinin duyulmasıyla, kadınlar da buraya gelmeye başlamışlardır.


 
Pilates Yayılıyor

Oldukça basit olan Contrology sisteminin hayranları çabucak arttı. Pilates, birkaç yıl içinde Amerika’nın diğer şehirlerinde de spor merkezi açtı. Yaptırdığı egzersizler, kullandığı yöntemler tüm dünya tarafından tanındı ve sevildi..
 
Pilates, en büyük başarılarını, ünlü bale ve dans sanatçılarının sahne sakatlıklarını iyileştirmede gösterdi. Dönemin ünlü dansçılarının buraya akın etmeleri, dikkatlerin bu stüdyoya çekilmesini sağladı.
 
Pilates “Your Health” (Sağlığın, 1934) ve “Return to Life Through Contrology” (Kontrolojiyle Hayata Dönüş, 1945) adında iki kitap yazarak, tekniğini ve sistemini bütün dünyanın öğrenmesini sağladı. Plates hayatta iken ilk öğrencilerinden Carole Trier ve Bob Seed kendi stüdyolarını açarak, bu tekniğin ve akımın daha da yayılmasını sağladılar.


 
Pilates’in Ölümü

Pilates, sigara ve alkol kullanıcısı olmasına rağmen dinç vücudu ve sağlam görünüşüyle hep örnek olmuştur. 84 yaşında ölene kadar stüdyosunda ders vermeye devam etmiştir. Zaten ölümü de hayatını geçirdiği stüdyoda olmuştur. Stüdyoda çıkan yangın yüzünden duman zehirlenmesiyle 1967 yılında hayatını kaybetmiştir.
 
Eşi Clara, ders vermeye ve Pilates adını sürdürmeye devam etmiştir. Pilates’in yöntemlerini, sözlerini toplayarak kitap haline getirmiştir.
 
Dünyayı Kasıp Kavuran Pilates Tekniği

Sağlıksız bir çocuğun hayatını değiştirmeye karar vermesi, bulduğu teknikle ve geliştirdiği yöntemlerle sadece kendine değil bütün insanlığa yararlı olması gibi mucizevi bir hayat hikayesi barındırıyor. Kısacası Pilates bir hayal kuruyor ve adını tüm dünyaya duyuruyor.
 
2000 yılında “Pilates” kelimesi Joseph Pilates tarafından oluşturulmuş özgün bir terim ve egzersiz yöntemi olarak tescillendi. Ve bu terim fitness salonları literatürüne girdi.
 
Pilates 19.yüzyılın başlarında ortaya çıkmasına rağmen, kendi döneminin ilerisinde bir sistemdi. 20. yüzyılın modern insanları tarafından büyük ilgiyle karşılandı. Amerika Birleşik Devletleri’nde yaklaşık 10 milyon, tüm dünyada ise 100 milyon kişi Joseph Pilates sayesinde pilates yapmaktadır. Ve bu sayı her geçen gün daha da artmaktadır. Yazıyı Pilates’in birkaç sözüyle sonlandıralım.
 


*10 saat sonra iyi hissedeceksiniz, 20 saat sonra daha iyi görüneceksiniz, 30 saat sonra yepyeni bir görünüme sahip olacaksınız.
 
*Haklı olmalıyım. Hiç aspirin almadım. Hayatımda hiç yaralanmadım. Bütün dünya, bütün ülke benim egzersizlerimi yapıyor olmalı. Daha mutlu olurlar.”
 
*Hayatın ilk ve son hareketidir nefes almak.
 
*Kesinliği, ikinci doğanız haline getirin, bir erdem ve hareket tasarrufu olarak günlük hayatınıza taşıyın.